DENEMEEDEBİYATSANCAR CANYAZARLAR

BERDUŞ BİR GECE BEKÇİSİ

Yüreğimin karanlıkta kalmış kısımlarını aydınlığa çıkardım bu gece. Sorgulamalar, itiraflar geceyi yırtarcasına usulca sokuldular yalnızlığıma. En güçsüz zamanımı kollarlar, en onulmaz anımda. Suskunluğum bölünür, umarsız bir çığlık kaplar içimi. Işımaz karanlıklar, inat edercesine tutunur en kimsesiz, en hoyrat yanıma. Aydınlığa çıkacağımın avuntusu dolar yasak odama, hep karanlıkta kalırım, yaşadığım kendini aldatılmışlık acısıdır oysa. Var olan en büyük gerçek budur hep yoluma çıkan. Ben kendimi aldatırım. Hayatı kimsenin önemsemediği ya da anlamadığı sözcüklerimde ararım, böyle bir hayat yoktur oysaki.

Yıllardır karanlık diye biriktirdiğim bir yığın başıboş sömürülmüş duygular, korkakça ertelediğim hakiki benliğim sürer hükmünü. Oysa hiçbir anlamı yok asıl kimliğimin. Zamanla her şey nasılda anlamını yitiriyor. Hiç bilmediğim bir yerde, hiç bilmediğim bir zamanda, tanımadığım ya da istemediğim biri olup çıkmışım, ne çıkar? Ne çıkar var olmamış biri olmam? Tükenmişliğimin, yorgunluğumun ne önemi var? Her seferinde var ettiğim yitik ve ölü benler dizili önümde. Ben karanlıkta var olan küçük bir gün ışığıyım. Ölü kuşlarımın yasını tutmaktan vazgeçen berduş bir gece bekçisiyim. Kendini aramaktan azat edileli ne çok zaman geçti? Kim olduğumun peşinde değilim, hoyratça iç çekişlerim, nefesimi tuttuğumda içimde boğulan sahipsiz bir deniz var.

Korkular, pişmanlıklar ve yalnızlık değildi beni karanlık dediğim bilinmeyene hapseden, yaşayamadıklarımdı, söyleyemediklerimdi. Yarım kalmış hikâyeler biriktirdim hep, benden başka kahramanı olmayan ve karamsar öyküler ve ölümün bile yatıştıramayacağı yazılmayacak hikâyeler.

Büyük bir itiraftır bu aslında, kendimi geride bırakmaktır. Var olmayan bir zamanda kendimi geride bırakmak. Var olmayan bir zamanda değilim oysa var olan bir zamanda var olamayacak biriyim ben. Sadece herhangi biri.

Etiketler

Sancar CAN

Hangi zamana hangi mekana ait olduğumu bilmiyorum. Zamansızlık ve mekansızlık ağırlaştırırken ruhumu bir o kadar da hafifletiyor beni. Kim olduğum, ne olduğum ve ne olacağım öylesine anlamsız ki bu ucu bucağı görünmeyen karmaşık, gürültülü dünya içinde. Bir ses, bir nefes, bir gürültü, sıradan bir günah abidesi... Bizden geriye kalan; her şey ya da hiçbir şey... Bir gün dokunulabilecek mi bu dizelere gözler, kulaklar... Yoksa hep bir yabancı olarak mı kalacağız?

Bir Cevap Yazın

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı