EDEBİYATİNCELEMESANCAR CANYAZARLAR

ZENO’NUN BİLİNCİ ÜZERİNE: “İNSAN OL(AMA)MA HASTALIĞI”

İlk basımı 1923 yılında yapılan İtalio Svevo’nun en başarılı eseri olarak görülen “Zeno’nun Bilinci”, yazarın kendi hayatından da beslediği dikkate değer tespit ve değerlendirmelerinin olduğu bir bilinç okuması eseridir. Svevo, bu eseriyle James Joyce, Proust, Kafka gibi modern romanın kurucularından biri olmayı başarmıştır.

Tüccar bir babanın oğlu olan Svevo, Almanya’da ticaret eğitimi almış ve daha çok – her ne kadar istemese de – iş dünyasında geçen bir yaşama tanıklık etmiştir. “Zeno’nun Bilinci” eserinde de karşımıza çıkan Zeno karakterinin babasından kalan bir şirketi olduğu ve ticaretle ilgilendiğini görürüz. Eserde Zeno’nun bilincinden aktarılan ticaret hayatına ait atıflar Svevo’nun gerçek yaşamından nasiplenmektedir. Zeno’nun iş yaşamındaki başarısızlığı Svevo’nun iş yaşamındaki isteksizliği ve kendini bu hayata ait hissetmediğinden ileri gelmektedir. Svevo’nun iş yaşamına kendini oturtamayıp yazarlık serüvenine adım attığını ancak ilk zamanlarda bu alanda da istediği başarıyı yakalamadığı 20 yıllık bir aradan ve “Zeno’nun Bilinci”nin yayımlanmasından beş yıl sonra 1928 yılında bir trafik kazasında hayatını kaybettiği tatminsiz, belki de huzursuz bir yaşama imzasını attığını söylemek gerekir.

Bir İtalyan olan Svevo, Almanca öğrendikten sonra 1900 yılında Freud’un “Düşlerin Yorumu” adlı eserini İtalyanca’ya çevirmiş, bu dönemde psikanalizmin etkisinde kaldığı çeşitli kaynaklarda belirtilmiştir. Svevo’nun psikanalizmden esinlendiği yadsınamaz ancak Psikanalizmden ne denli etkilendiği tartışmaya açıktır. Zeno’nun da eserde ifade ettiği gibi o daha çok rubilimsel bir çözümleme değil ruhbilimsel bir maceranın pençesine düşmüştür.

Zeno, bu eserde Doktor S. tarafından psikanaliz seanslarına tabi tutulur ve Doktor S.’nin kendine salık vermesiyle yaşam öyküsünü anlattığı bir defter tutar ve bu defteri doktoruna verir. Sonrasında Zeno, bu seanslara katılmayınca doktorunun Zeno’ya duyduğu kızgınlık sonucunda Zeno’ya ait bu yaşam öyküsü doktoru tarafından yayımlanır. Kitabın önsöz kısmında aktarılan bu durumlara karşın kitabın son kısmında Zeno’nun ağzından psikanaliz seanslarının gereksizliğini duyduğumuz gibi Zeno’nun psikanalizmi eleştirdiğine ve küçümsediğine tanık oluruz. Ancak, Svevo’nun bu eseriyle Psikanalizm eleştirisi yapmayı amaçladığı kanaatinde değilim. Bu eserde Svevo’nun yaşamının birçok yönüyle karşılaştığımızdan psikanalizmin de Svevo’nun hayatında bir yere sahip olduğundan Psikanalizmi es geçmesi doğru olmayacaktı.

Bu eserde Svevo, “Önsöz” bölümünde Doktor S. ‘nin Zeno’ya kızgınlığı sonucunda ona yazdırdığı özyaşamöyküsünü yayımladığı bilgisini verdikten sonra “Giriş” bölümünde Zeno’yu bize tanıtır. “Sigara Tiryakiliği” bölümünde sigara bağımlılığını, “Babamın Ölümü” bölümünde babası ile ilgili ona kalan anılar, “Evliliğimin Öyküsü” adlı bölümde evlilik macerasını, “Karım ve Metresim” bölümünde yaşadığı duygusal karmaşa ve acıyı, “Bir Ortaklığın Öyküsü” bölümünde eşinin kardeşi Ada’nın eşi Guido ile olan iş ortaklığını ve son bölüm olan “Psikanaliz” de Trieste kentinde yaşadığı savaş yıllarını aktarır. Zeno, bu bölümlerde iç dünyasını bilincinin yardımıyla aktarırken yaşadıklarını araç olarak kullanır. Sigara bağımlılığı, iş hayatı, babasının ölümü, kadınlarla ilgili düşünceler ve yaşanılanlar, Trieste’deki savaş yılları Svevo’nun gerçek hayatının yansımasıdır. Bu durum eseri gerçekçi kılmış ve başarılı olmasını sağlamıştır.

Svevo’yu bu eserinde başarılı kılan bir diğer özellik ender rastlanabilecek tarzda bir bilinç okuması gerçekleştirmesidir. Zeno, kendi bilincini dışavururken Svevo’nun anlatımdaki yetkinliği ve sahiciliği sayesinde okuru içine alan, okura Zeno’nun yaşadıklarını yaşatan düşündüklerini düşündürten son derece kıskanılacak bir eser yaratmıştır. Kitabı okurken Svevo’nun yaratmış olduğu bu başyapıtın her sayfasında onu kıskanmaktan kendimi alıkoyamadığımın altını çizmek isterim. Zeno, kendi iç dünyasında yer yer saplantıya varan son derece hassas, düşünce dünyasında sürekli kendiyle savaş halinde olan ve tüm savaşının aslında insan olma gerekliliğinden kaynaklandığının farkında olmayan biridir.

Yaşadığı sorgulalamaların, hatalarının, günahlarının aslında insan olmaktan ileri geldiğini bilincine itiraf edemeyen belki de yazar tarafından bunun gün yüzüne çıkarılmadığı hafızalardan silinmeyecek hesaplaşmaları örneklemektedir. Svevo’nun Zeno aracılığıyla her sayfasında insan kişiliği üzerine, hayat üzerine yaptığı tespitler, değerlendirmeler her insan için bir ders olma özelliği taşımaktadır. Svevo’nun bu durumu Zeno için bir hastalık uydurup bu hastalık üzerinden aktarmaya çalışması ve hayatın bi3 hastalık olduğunu vurgulaması dikkate değerdir ki birçok kişinin “Hayat, nasıl bir hastalık olur?” dediğini duyar gibiyim. Ben de Svevo gibi hayatın bir hastalık olduğu düşüncesindeyim. Bunu dile getirirken Tanrı’nın üzerime gözlerini diktiğinin de farkındayım. Yalnız, burada Svevo’nun belirtiği hayatın bir hastalık olduğu fikrine kendimce eklemeler yapmak isterim. Hayatı var eden ona anlam katan insandır. Bu durumda hasta olan hayat değil insandır. İnsan, hastalıkları sadece bedeninde değil daha çok zihninde var eder. Bu durumda hem bedenen hem de zihnen hastalıkları taşıyan “insan olmanın” bir hastalık olduğu sonucu doğabilir. Ancak ben bunun dışında “insan olma” değil “insan olamama” yani insan olmayı becerememe hastalığının daha geçerli olacağı kanaatini taşımaktayım.

Zeno’nun hastalığı insan olmanın hatalar, günahlar, arzularla şekillenen bir süreç olduğunu görememesi ve bunu göremediği için yaşadıklarını ve kendi iç dünyasındaki muhakemesinde sübjektiflikten kurtulamaması, yanıltıcı çıkarımlarda bulunmasıdır. Bu durum hangi insanın içine düştüğü bir durum değildir ki? Zeno, her bir sayfada durmadan düşünen susmayan bir bilinçle karşımıza çıkar ki çoğu zaman adeta Zeno’nun bilincinin susması ve soluk alması gerekliliğini de duyumsarız. Özetle, “Zeno’nun Bilinci”, aylak, hastalık hastası ya da hassas, fazla düşünen, belki de karakteri zayıf bir kişilik olmaktan ziyade benim yorumladığım kadarıyla “insan olma ya da insan olamama hastalığına” tutulmuş bir bilincin, hastalıklı bilincinden kurtulması için giriştiği çabalar olarak okunabileceği gibi çok farklı okumalarla binbir yorumu barındıran bir başyapıttır.

Etiketler

Sancar CAN

Hangi zamana hangi mekana ait olduğumu bilmiyorum. Zamansızlık ve mekansızlık ağırlaştırırken ruhumu bir o kadar da hafifletiyor beni. Kim olduğum, ne olduğum ve ne olacağım öylesine anlamsız ki bu ucu bucağı görünmeyen karmaşık, gürültülü dünya içinde. Bir ses, bir nefes, bir gürültü, sıradan bir günah abidesi... Bizden geriye kalan; her şey ya da hiçbir şey... Bir gün dokunulabilecek mi bu dizelere gözler, kulaklar... Yoksa hep bir yabancı olarak mı kalacağız?

Bir Cevap Yazın

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı