DENEMEEDEBİYATYAZARLARZEYNEP MUTLUAY

AŞK VE DİĞER HER ŞEY…

İnsan doğası başka hiçbir şeye benzemiyor. Bazen, hatta çoğu zaman asla yapmam dediklerimiz anında eyleyiverdiklerimiz oluyor. “Ben bunu nasıl yaptım?” Şaşkınlık ve sinir içeren bildiğimiz tanış olduğumuz bir cümle elbet.

Hal böyleyken en ciddi yeminleri, ”asla”ları, bi daha mı tövbeleri, imkansızları… En çok kullandığımız alan o yasak 3 harfte işte… Heyhat AŞK… Ne kadar karman çorman bir kelamsın sen. Aşure kazanı gibi her duygudan bir tutam almış, atmışlar içine. Kiminin midesine dokunur, kiminin bağırsaklarına dokunur, kimine baş ağrısı yapar. Düşünmeden karıştırmışlar. Aşk, sen çok arsız bir kelimesin… İnsana, kendine saygısını bile kaybettirirsin. Hem de öyle şeyler eyletirsin ki en olmadık zamanlarda, en olmadık insanlarla, dönüşü yok bu kendini çiğneme hezimetinin.

Aşk kesinlikle tek kişiliktir. Çünkü sevmekten sorumlu tutulamaz çoğu zaman sevilen kişi. Ceza hep sevene… Sevmeseydi kardeşim denir. Bilseydi başına gelecekleri. Umutlanmasaydı. Aklını kullansaydı! Öyle ya akıllı olmakla aşk arasında hep bir ters orantı var. Akla ve mantığa uyan ruha uygun düşmüyor demek ki. Bundandır sızılarımız, kalp ağrılarımız, o ilk ayrılık gecesi yanaktan yastığa süzülen gözyaşları. Ruhun ifade bulması dünyada. Aşk bu dünyaya ait değil. Ondan yabancı o bize. Biz ona…


Bir türlü elele tutuşamadık. Barışamadık. Aynı yolda düzgünce şöyle salına salına yürüyemedik. Hep ayrıldık yol ayrımına geldik.. Aşk kendi yolunu seçti. İki kişi sığmıyordu o yola. Bize, nereye gittiğini bilmediğimiz ucuz bir güzergah kaldı. Bu hastalıklı ve sonu belli yolculuğa tekrar ve tekrar çıkmaya mahkum muyduk? Evet… Bu döngü hiç bitmez….

Etiketler

Zeynep Mutluay

Dünya şarkılara sığacak kadar küçük, anlam aranmayacak kadar kısa belki de…

İlgili Makaleler

Bir Cevap Yazın

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı