EDEBİYATİNCELEMESANCAR CANYAZARLAR

ERNEST HEMİNGWAY VE “YAŞLI ADAM VE DENİZ” ÜZERİNE

“Silahlara Veda” ve “Çanlar Kimin İçin Çalıyor” eserleriyle tanınan 1954 Nobel Ödüllü Amerikalı Ernest Hemingway’ın “Yaşlı Adam ve Deniz”i Pulitzer Ödülü’nü kazanan, Hemingway’in zirveye çıkmasını sağlayan başyapıtlarından biri olarak görülmektedir. Daha çok eserlerinde benliğini ve yaşamını sergileyen Hemingway, savaş yıllarının yakın tanığı olmuş, Kızılhaç için savaşmış ve nihayetinde savaşın anlamsızlığıyla yılıp, kendini yazmaya vermiştir ve eserlerinde daha çok büyük sorgulamalar dâhilinde savaşı anlatmıştır. Savaşın içinde yetişen biri olarak varoluşsal sorgulamalar illaki olacaktır. Savaşta gösterdiği üstün duyarlılıktan dolayı İtalyan hükümeti tarafından Gümüş Onur Madalyası ile ödüllendirilmiştir Hemingway. İnsanın savaş için ödüllendirilmiş olması insan varoluşu için büyük bir trajedi olsa gerek.

“Silahlara Veda” da yaralı bir askerin savaşta bir hemşireye duyduğu aşkı dile getiren Hemingway, “Silahlara Veda”yı Milan’da bir hastanede tedavisini tamamlarken hemşire Agnes von Kurawsky ile yaşadığı aşktan yola çıkarak yazmıştır. “Güneş de Doğar” adlı eserinde savaş yorgunu bir askeri anlatırken ve “Çanlar Kimin İçin Çalıyor” da İspanyol İç Savaşı sırasında Amerikalı bir İspanyolca profesörü olan Robert Jordan’ın gözünden savaşın anlamsızlığını sorgularken yine kendi bakış açısını sunmuştur. “Büyük bir yazar için kendi hayatından daha büyük bir malzeme yoktur” der gibidir Hemingway. Oldukça hareketli bir yaşamı olan Hemingway için aslında yazılacak çok şey de yaşanmıştır. Onun yazarlığı için temel oluşturan bir başka durum gazeteciliktir, başarılı bir yazar olmasında sık sık gazeteciliğin önemine vurgu yapmıştır Hemingway.

“Yaşlı Adam ve Deniz” onun en durgun eseridir denilebilir. Bu eserde Hemingway, denizde balıklarla savaşan bir insanı karşımıza çıkarır. Yani her koşulda bir savaş, bir mücadele vardır Hemingway’in eserlerinde. Hemingway için macera tutkunu bir şövalye benzetmesi yapılırsa yanlış olmaz sanırım.

“Yaşlı Adam ve Deniz”, Ernest Hemingway’ın denize tutkusu olan, hayatını balıkçılığa adamış yaşlı bir adamın yalnızlığıyla birlikte yaşlılığına mücadelesini, kararlılığını dile getirir. (Bazı çeviriler de “İhtiyar Balıkçı” veya “İhtiyar Balıkçı ve Deniz” gibi isimlendirmelerle de karşılaşılabilir.) Hemingway’in belirttiği üzere “Yaşlı Adam ve Deniz” de yaşanmış bir öyküden yola çıkılarak yazılmıştır.

Hemingway’in Küba’dayken yazdığı bu eserinde başkahraman Kübalı bir balıkçı olan Santiago’dur. Eserde Hemingway, yaşlı Santiago’nun Gulf Stream açıklarında büyük bir yelken balığı ile karşılaşması ve onunla 5 gün süren mücadelesini anlatır. Eser de dikkat edilmesi gereken en önemli nokta eserin sembolik unsurlar içermesidir. Bu mücadele ile Santiago; sabır, kararlılık ve cesaret sembolüdür. Hikâyenin baş kahramanının adı Santiago İspanyolca’da Aziz Yakup’a verilen isimdir ve çile çekişin sembolüdür. Eserde Santiago isimli ihtiyar balıkçıda beş günlük mücadele boyunca kararlılık, yaşlılık ve mücadele yolunda çile çekmiştir

Santiago, küçük teknesiyle Gulf Stream’de avlanan bir balıkçıdır ve 84 gündür tek bir balık tutamadan evine dönmek zorunda kalmıştır. İnsanların gözünde artık bir zavallı, işi bitik bir ihtiyardır. Hayatında sadece deniz, balıklar ve yaşlılığında ona denizde ve karada yardımcı olan Manolin adında bir çocuktan başka kimse yoktur. Santiago ile Manolin isimli çocuk arasında göz yaşartan bir bağlılık ön plana çıkarılır. Özellikle çocuğun duyarlılığı ve Santiago’ya olan düşkünlüğü küçük bir çocuk olması açısından dikkat çekicidir. Çocuğun Santiago ile sürekli eli boş dönmesi yüzünden çocuğu ailesi Santiago’nun yanından almış başka birinin yanına vermiştir. Ancak çocuk ile Santiago arasındaki bağ kopmamıştır. Çocuk Santiago’nun yanından ayrılmamış; her koşulda onun yanında olmuştur.

Santiago her ne kadar yaşlı biri olsa da sağlam vücutlu; mağlûbiyeti reddeden iradeli birisidir. Herkes onu uğursuzluğun pençesine düşmüş bahtsız, zavallı bir yaşlı olarak düşünmektedir. Yelken balığı ile olan mücadelesi sırasında dört beş defa istem dışı olarak çocuğun varlığına ne kadar ihtiyacı olduğunu dile getirmesi onun yazar tarafından güçsüzlüğüne değil yalnızlığına yapılan vurgu olarak kabul edilmelidir.

Manolin, her ne kadar onunla gitmek istese de Santiago buna müsaade etmemiş ve yaşlanmadığını ve balıkçılıkta birçok gençten daha iyi olduğunu ispatlamak için tek başına denize açılmış ve hayalinde canlandırdığı gibi devasa bir yelken balığı yakalamayı başarmıştır. Ancak asıl hikâye, bu aşamadan sonra başlar. Beş gün boyunca Santiago, yelken balığını elden kaçırmamak için mücadele etmiş, bu beş gün boyunca adeta yelken balığıyla kedinin fareyle oynadığı gibi bir kovalamacanın içine düşmüştür. Yelken balığını yakaladıktan sonra daha büyük bir tehlike baş göstermiş, köpekbalıklarının saldırısıyla karşı karşıya kalmıştır. Köpekbalıkları da Santiago gibi yelken balığını istemektedir. Köpekbalıkları devasa yelken balığının büyük bir kısmını yemeyi başarsalar da oldukça güç koşullar altında mücadele eden Santiago, umudunu yitirmemiş, yaşlılığına inat sağ salim evine dönmüştür.

Hemingway’in kaleme aldığı eser, her ne kadar Pulitzer Ödülü alsa da vermek istediği mesajın dikkat çekiciliği, anlatımın akıcılığı dışında başyapıt sayılabilecek derecede başarılı bir eser olmamakla birlikte eserde bir derinlik söz konusu değildir. Ayrıca “Yaşlı Adam ve Deniz”, roman değil daha çok uzun hikaye kapsamında değerlendirilmelidir.

Uzun bir süre savaşı yaşamış biri olan ve “Yaşlı Adam ve Deniz” de umudu ön plana çıkaran maceraperest ve mücadeleci bir ruha sahip olan Hemingway’ın hayatını intiharla noktalaması şaşırtıcı gelebilir. Ancak insanoğlunun kendini çelişkilerle var ettiğini, yalnız başına neler düşündüğünü ve hissettiğini bilemeyeceğimiz gibi kendini hiçleyerek oluşturduğunu da ayrıca belirtmek gerekir.

Etiketler

Sancar CAN

Hangi zamana hangi mekana ait olduğumu bilmiyorum. Zamansızlık ve mekansızlık ağırlaştırırken ruhumu bir o kadar da hafifletiyor beni. Kim olduğum, ne olduğum ve ne olacağım öylesine anlamsız ki bu ucu bucağı görünmeyen karmaşık, gürültülü dünya içinde. Bir ses, bir nefes, bir gürültü, sıradan bir günah abidesi... Bizden geriye kalan; her şey ya da hiçbir şey... Bir gün dokunulabilecek mi bu dizelere gözler, kulaklar... Yoksa hep bir yabancı olarak mı kalacağız?

Bir Cevap Yazın

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı