SİNEMAYAZARLARZEYNEP MUTLUAY

YEDİNCİ MÜHÜR FİLMİ ÜZERİNE: “VAROL(A)MAMA SİNEMASI”

Orijinal İsmi: Det sjunde inseglet
Vizyon Tarihi: 13 Ekim 1958
Süre: 96 dk
Tür: Dram, Fantastik
Yönetmen: Ingmar Bergman
Senarist: Ingmar Bergman
Yapımı: 1957 – İsveç

Bilindiği üzere Ingmar Bergman, dünya sinema tarihinin en kıymetli yönetmenlerinden biridir. Çağdaşı olan Andrei Tarkovsky gibi sinema tarihinde egzistansiyalizmi, en dibe vurmuş haliyle işlemekten hiç çekinmemiş, çok da iyi yapmış. Felsefi sorgulamanın önde gelen ve giderek artan bir ilgiyle insanları cezbeden varoluşçuluk akımı, Bergman’ın sinemasında her karede her filmde gözümüze sokulur. 60’ların siyah beyaz görüntüleri ve İsveç…

Aslında bence zamansız, tarihlenemeyecek filmler yapmış Bergman. İşlenen konu, herhangi bir tarihsel anlakta tutulması gereken durumlar değil. O kadar evrensel, o kadar ezeli ve ebedi ki şurada yanı başımda ya da 1400 yılında Haçlı Seferleri sırasında olması mümkün olaylar silsilesi. Yedinci Mühür, filmi tanımlama gereği Ortaçağ Avrupa’sında geçiyor.

O dönem batıda inanılmaz bir veba salgını, cadı avı, Haçlı Seferleri, Hristiyanlığın zulüm derecesindeki baskısı, aç, hasta düşkün, acz içinde insanlar… En temel ihtiyaçlarını gidermekten yoksun bu insanların ortak özelliği ölmekten ölesiye korkmaları…

Filmin kahramanı şövalye tüm gerçekliğin ve hayal olanın farkında… Ortadoğu’da 10 yıl savaştıktan sonra ülkesine döner. Ama hiçbir şey aynı değildir. Ne O… Ne de insanlar…

Uğruna 10 yıl savaştığı Tanrı’yı ve İsa’yı sorgulamaya başlar. Ölümün karşısında kutsalın çaresizliği. Filmin en ironik sahnelerinden biri Azrail’le şövalyenin satranca oturması ve kazanırsa Azrail’in yakasını bırakacağına söz vermesi. Siyah pelerin giymiş soluk benizli ölüm… Tamda hayalimizdeki gibi. Her yerde peşindedir artık şövalyenin. Her yerde takipte. Oyunu uzatmaya çalışır türlü bahanelerle. Başkalarının hayatını kurtarmaya çalışarak zaman kazanmak ister. Ama o kadar dramatik ve zaten yok oluşa odaklı bir ambiyansın içindedir ki… Pes eder. Apokaliptik varoluşsal dünyaya elveda deme zamanı gelmiştir.

Son sahnede bütün karakterler şövalyenin şatosunda ölümü bekler bir masa başında. Şövalye, karısı Karin, Lisa, Lisa’nın demirci kocası, şövalyenin düz mantıkla yaşayan tipik erkek yaveri ve yaverin kanatları altına aldığı genç kadın. Hepsinin Azrail’in gelişine verdiği tepki görülmeye değer. Şövalyenin yaveri umutsuz ve acı içinde son kez Tanrı’ya yalvarma şansını dener. Bu yalvarmalar şövalyeyi sinirlendirir. Ölmelerinin ve gidecekleri yerde onlara merhamet edecek bir durum olmadığını isyankarlık ve hayal kırıklığıyla söyler, esasında lanet eder. Karısı ve genç kadın oldukça sakin karşılar bu durumu. Lisa ve kocası ise günahkar olmadıkları ya da herkes kadar günahkar oldukları konusunda ölümü ikna çabasına girişirler. Ama tüm bu açıklamalar, isyanlar ya da merhamet beklemeler filmin son sahnesinde hepsinin Azrail’in peşine takılıp karanlıklara yol almasına engel olamaz.

Onları uzaktan izleyen tiyatro soytarısı ve karısı ile küçük oğulları Mikael… Onlar ölümden kurtuldular. Belki soytarı olduklarından. Belki insanların onlarla dalga geçip gülmesini ödüllendirdi Tanrı, kim bilir… Şimdilik…

Bu yazıyı beğendiyseniz paylaşarak daha fazla kişinin yararlanmasını sağlayabilirsiniz. 🙂

Etiketler

Zeynep Mutluay

Dünya şarkılara sığacak kadar küçük, anlam aranmayacak kadar kısa belki de…

Bir Yorum

Bir Cevap Yazın

İlgili Makaleler

Göz Atın

Kapalı
Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı