AYDIN ÖZARSLANSİNEMAYAZARLAR

“İŞE YARAR BİR ŞEY” FİLM İNCELEMESİ

KİTAP TAVSİYESİ

Az sonra okuyacaklarınız bir tıp öğrencisinden “İşe Yarar Bir Şey” filminin amatörce yorumları. Tren yolculukları benim için her zaman çok değerli olmuştur. Akıp giden hayatı dışarıdan bir seyirci gibi izleme şansı vermesiyle farklı bir özgürlük alanı yaratmıştır hep. Daha fazla düşünme ve hayal kurma şansı bulduğum yolculuklar sayesinde düşünsel dünyam her seferinde farklı bir yere evrilmiştir. “İşe Yarar Bir Şey” de işte bu yüzden benim için çok özel bir film.

Sinemamızın en başarılı kadın yönetmenlerinden biri olan Pelin Esmer’in 2017 yapımı “İşe Yarar Bir Şey” filmi bir yol hikayesi aslında içsel bir yolculuğun hikayesi. Tamamen bir şiirsellikle yapılan film her şeyi dozunda bırakarak bize çok değerli bir deneyim sunuyor.

Bir tren yolculuğu iki farklı kadının hayatı. Leyla, avukat olan bir şair, Canan ise oyuncu olmak isteyen bir hemşirelik öğrencisi. Bu iki kadının hayatı 16 saatlik bir tren yolculuğunda kesişir. Leyla 25 senedir görmediği arkadaşlarıyla her ne kadar çok istekli olmasa da görüşmek için yola çıkmıştır. Aynı zamanda bu uzun yolculuğun kendisini besleyeceğini de düşünür. Canan ise bambaşka bir amaçla yoldadır ölmek isteyen Yavuz’a yardım etmek için. 

Yavuz, geçirdiği bir kaza sonucu boyundan aşağısı tutmayan ve yatağa bağımlı olan bir insandır. Artık yaşamak istemez fakat bunu yapmak için de elinden bir şey gelmez. Bu iş için birini arar ve bir şekilde Canan devreye girer. Canan yolculuk sırasında verdiği kararı sorgularken, Leyla’yla konuşmaya başlar. Canan’ın anlattıklarından etkilenen Leyla, kendisinin de kafasında yarattıklarıyla beraber yolculuğun sonunda Canan’la birlikte Yavuz’un evine gider. Yavuz ise hayranı olduğu Leyla’yı evinde görünce şaşırır ve sohbet başlar. Bundan sonra ise üç insanın yaşam hakkındaki düşüncelerini öğreniriz. Ölümü ne yeren ne de kutsallaştıran film, bunu bireyin kendi kararı olarak gösteriyor bize. Hiç bir şeyi dramatize etmeden yansıtan senaryo araya katılan mizahla birlikle gerçekçi bir hikaye yaratıyor.

“”İşe Yarar Bir Şey” Şiirsel Karakterler

Karakterlere biraz değinmek gerekirse eğer Leyla çevresini tebessümle gözlemleyen, bundan keyif duyan ve beslenen güçlü bir karakter. Canan ise muhafazakar bir ailede büyümüş, yapmak istemediği bir mesleğe zorlanan ama hayali oyuncu olmak olan çok toy bir karakter. Üzerine yüklenen büyük sorumlulukla baş etmeye çalışan Canan her an vazgeçebilecek durumdadır. Gerçek bir entelektüel olan Yavuz, gün boyu camdan caddeyi, insanları, kuşları seyreder, üst kattaki çello hocasını dinleyerek vakit geçirir ama artık onu yaşama bağlayan bir şey yoktur. Yavuz’un felçli bir şekilde hayatı boyunca başka bir insana bağımlı olarak yaşamak istememesi ve ötanazi kararı almasının doğruluğunu ya da yanlışlığını sorgulamayız aslında ama işte tam da burada ötanazi bireyin hakkı mıdır diye düşünürüz.

Başrollerini Başak Köklükaya ve Öykü Karayel’in üstlendiği filmde Yiğit Özşener’i de Yavuz rolünde görüyoruz. Uzun bir aradan sonra sinemaya tekrar dönen Başak Köklükaya yine harika bir iş çıkarmış. Leyla karakterinin şiirselliğini tam olarak yansıtmış diyebilirim. Öykü Karayel ise Canan karakterine uyum sağlamış ve gayet içten oynamış. Değinmeden geçemeyeceğim Yiğit Özşener felçli bir karaktere o kadar iyi hazırlanmış ki. Zaten bu rol için uzun bir süre diyet programı uygulamış kendisi. İzlerken hiç yadırgamayacağınıza eminim.

Görüntü yönetmenliğini Gökhan Tiryaki’nin üstlendiği film inanılmaz işlere imza atıyor. Tren camındaki ve Yavuz’un evindeki tavan yansımaları gibi şeyler karakterleri tanımlarken bambaşka bir etki yaratıyor. Her sahnesinin sanatsal açıdan ayrı güzelliği olduğunu düşünüyorum.

“İşe Yarar Bir Şey” senaryosunu Barış Bıçakçı’yla beraber yazan Pelin Esmer, o kadar ince bir hikaye yazmış ki filmin ilk anından itibaren içinden çıkması güç bir hikaye yaratmış. Şiir gibi yazılmış bir film izlemek istiyorsanız ilk tercihiniz olmalı. İlk fırsatınızda izlemenizi tavsiye ediyorum. Son olarak film için Barış Bıçakçı’nın yazdığı şiirden bir kaç dize paylaşmak istiyorum.

“Baktım rüzgârsın sen
baktım çamaşır ipini zorluyorsun
hepimizin derdi güzel yaşlanmak sevgilim
baktım bir kitabın sayfalarını çeviriyorsun
ayağına terlik giy
bildiğimiz şeylerin taşında yalınayak geziyorsun”

KİTAP TAVSİYESİ

Aydın Özarslan

https://bakhayatina.com sitesinde bağımsız sinema ve sanat hakkında yazan, boş zamanlarında da Rus Edebiyatı okuyan bir garip tıp öğrencisi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlgili Makaleler

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu