EDEBİYATGİRAYHAN AYDIN ATASAYANHİKAYEYAZARLAR

BÖLÜM 1: AŞIRI YORUM BİR MANİFESTO

Tanıyabileceğiniz en yüzeysel varlığım. Andy Warhol benim yanımda bok yemiş. Dümdüzüm. Vizyonsuzum. Önümü göremem. Dün ve yarın artık umurumda değil. Bir romanda gibi anı, şu anı yakalamaya çalışıyorum. Yakalanması en zor zaman olan şimdiki zamanın peşindeyim. An be an kaçar şimdiki zaman senden.[1] Bense şimdiki zaman aşığı bir aptalım ve yakalayamayacağımı bile bile uzanıyorum şu ana. Aynı zamanda da tam bir gösteriş budalasıyım. Üzerinde kocaman Kafta yazan bir çantam var. Kafelerde, otobüslerde, molamda, girdiğim derslerde, deneme sınavlarında gözetmenlik yaparken, tuvalette, metroda, fabrika servisinde kitap okurum. Okuyamayacağım bir yerdeysem de koltukaltıma sıkıştırırım. Yaptığım şeyin adı statü dengeleme. Alman otomobiline sahip değilsen koltuk altında bir Alman romanıyla gezersin.[2] Eğer kafede otururken masanın üzerine araba anahtarını koyamıyorsam kitabı koyarım. Michael Kohlhaas ya da Genç Bir Şaire Mektuplar olabilir. Elimde mavi hap var sadece. Kırmızı hapı nereye koyduğumu hatırlamıyorum. Binlerce kez alıntı yapılan Matrix’e gönderme yapıyorum, yüzeyselim demiştim.

Zaten günümüz dünyası sahteyi yaşıyor. Ve bunu fark etmemek imkânsız… Smülakrlar her yerde. Medya, sosyal medya, afişler, stantlar, reklamlar, gündem, teknoloji… Hiperrealist bu içinde yaşadığımız dünya, gerçekten bir adım ötede, bu da şu anlama geliyor; yeterince sahte, yanılsama… Tüm dünya bir porno filmin setidir. Hepimiz bir pornonun içindeyiz. Gerçek değil, biliyoruz ama pornoyu gerçekten daha yakın hissediyoruz. Bizler zevk alır gibi görünen figüranlarız aslında.

Dünyaya ilk indiğimde memeli canlıları incelemiştim.[3] Dünyadaki tüm memeli canlılar çevre ekosistem ile müthiş bir uyum yakalıyorlar. Yavru ceylanı avlamayan aslan belgeselini hepiniz görmüşsünüzdür. Yunus balıkları yerleşim alanında müthiş bir denge ve döngü oluştururlar. Yok olmayan, tükenmeyen bir döngü… Ancak insan ya da daha doğrusu sapiens, virüs gibidir. Yaşadığı dünyayı köküne kadar mahveder, emer, tüketir. Eğer insan nesli tükenirse dünya yenilenecektir. Ekosistem nihai dengesine ulaşacaktır. Siz bu dünyayı mahveden yaratıklarsınız. Son arkeolojik kazılar neanderthalleri katledenin sapiens olduğunu gösteriyor.

Zaten iç tehdit, dış mihraklar, ekonomik krizler, seçimler, kredi borçlar, futbol, iş, para ve aklınıza ne gelirse seçmenleri oyalamak ve korkutmak için kullanılan yapay problemler ve aktivitelerdir. Orgazm taklidi yapan bir porno starıdır her politikacı ve işini en iyi yapan seçimi kazanır. Simulakr’a kendini kaptırmasa insan zaten anarşist olurdu. Düzenin içinde kalmasının en akla yatan açıklaması budur.

Bize gereken bir doğal felakettir. Doğal derken, postmodern çağa uygun bir doğal felaketi kast ediyorum. Hatta aşırı gerçekçilik evresini yaşayan dünya postmodern evreyi de bir tık geçmiş olabilir. Pek tabi bu benim aşırı yorumum olabilir ama yine de siz bilirsiniz, umurumda değil.

Doğal felaket derken kast ettiğim mesela teknolojik bir darbedir. Çünkü artık gelişmiş teknoloji, endüstri dörte doğru evirilen düzen depremin, tsunaminin, sel felaketlerinin yaralarını sarabiliyor. Yanardağı patlamaları kontrol altına alınabiliyor. Medeniyetin sonunu getirecek bir felaket lazım insanlara. Günümüzün doğal felaketi teknolojik bir felakettir. Yapay zeka, uzaylı istilası, nükleer facia, hatalı ilaç sonucu zombiye dönüşecek insanlar ya da bir intihar salgını… Dünyanın tüm elektriği kesilecek. Nano emiciler elektriği emecek ve arabalardan sokak lambalarına kadar her alet çalışamaz hale gelecek. Nefes alırken insan nano emicileri içine çekecek ve eğer bir yolunu bulup nano emicileri yok ederlerse aynı zamanda minik birer bomba olan nano emiciler patlayacak. Kapandığında patlayan birer bombacıklar.[4] Bir elektrik faciası… her şey nereye düşecekse oraya düşecek.[5]

Sonrası anarşi, yaşamanın güdüsüyle hareket eden insan ve gerçek işlerle uğraşan bir topluluk. Ben de geçmiş, gelecek ve aradaki değişimi görebilmemi hor görmem, şu anı yakalamakla yüzyılları harcamam. Eski dostum Prometheus’un uğuruna Zeus’u karşısına aldığı insanlar için kılımı kıpırdatırım. Ancak şimdilik, geçmişin şahidi, geleceğin izleyicisiyim. Şu anı yakalamaya çalışıp, yakalanmadan ülkeden kaçmalı, yeni bir sahte kimlik çıkarmalı ve yeni bir düzen kurmalıyım.


[1] Milan Kundera, Roman Sanatı.

[2] Murat Menteş, Antika Titanik.

[3] Matrix filmi, Ajan Smith, Wachowski Kardeşler.

[4] Revolution, Michael Bonvillain.

[5] Fight Clup, Chuck Palahniuk.

Girayhan Aydın Atasayan

Hayatım boyunca birinin bana en sevdiğin üç yönetmen sorusunu sormasını bekledim. Beş dakika sürecek bir cevap bile hazırladım kafamda ama kimse sormadı bu soruyu. Hayatım boyunca birilerinin bana birçok soruyu sormasını bekledim, ama kimse sormadı. En sevdiğin üç kitap, en sevdiğin üç dergi, en sevdiğin üç şair, yazar, şarkı... Şimdi birilerinin içinden neden üç diye sorduğunu hissediyorum. Doğru soru bu değil ki…

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu