DENEMEEDEBİYATSANCAR CANYAZARLAR

DOĞUM GÜNÜN KUTLU OLSUN…

Takvimler … Aralık’a vurmuş bugün. Köşeme çekilip her şeyden, herkesten uzak, sessizce ve gizlice doğduğun bu günü kutluyorum. Gözlerimi dokundurduğum her yerde tarifsiz bir hüzün doğuyor. Kırgınlıklarım… Zihnimde bir daha yaşanmayacağı bildiğim senli bir gece ve bu gece için yazdığım kırık dökük dizelerimden oluşan adınla çağrılan bir şiir. Kulağımda defalarca dinlediğim artık dinlemekten korktuğum senin seslendirdiğin bu şiir yankılanıyor. İçimde durmadan evrilip çevrilen başka başka an kırıntıları. Bazen hiç olmadık zamanda ansızın varlığının beni yoklaması… Hepsi de sensiz bir zamanın acımasızlığına atıyor beni. Meğer yan yana durduğumuz bir hayat da varmış diyorum. Şimdiyse her şey ne kadar da ayrıksı ve uzak ve belki de yaşadığım bir hayat yok.

Doğduğun bu günü yalnız başıma kutlamak ne kadar da zor. Sana ait anılarımı yokluyorum, nasıl olurda hepsi geçmiş bir zamanın kıyısında demir alır diyorum? Şaşkınlığıma, kırgınlığıma rağmen o anılarla yaşayıp duruyorum o anları unutmamak için. Ama zaten hafızam bana acı veren şeyleri hatırlama konusunda o kadar hünerliydi ki… Zaman, öyle bir büyüye dönüştü ki şimdi. Yaşanmış ve tükenmiş, hiç geçmemiş gibi her şey ama bir o kadar da geride kalmış gibi ve bunu bilmek ve bunu özlemle çağırmak. Şu anın zamanı en nihayetinde birlikte ve yan yana olduğumuz o anlardan çok uzakta. Ki ben ne kadar da önem vermiştim birlikte ve yan yana olmaya, zamanın bizim için birlikte akıp gitmesine. Senin en büyük acımasızlığındı belki de birlikte ve yan yana olmayı koparıp alman bizden…

Hayatımın en acımasız, en çaresiz günü bu gün. Acıya alışmak, içimde öldürmeyen bir zehri çoğaltıyor. İnsanların arasında dolaşıyorum, bir kitapla, bir filmle sohbet ediyorum, bağıra bağıra şarkı söylüyorum, kahkahalar savuruyorum… ama hiçbir şey bu acıyı yok etmiyor. Dedim ya acıya alışmak içimde bir zehir.

Bilinmeyen bir zamandan çıkıp gelen ve bilinmeyen bir zamana sürülen senden neden bu kadar acı kaldı bana? Neden, en sefil düşüncelerle baş başa kaldım ben?

Doğduğun bu güne bana bunları mı bıraktın? Doğduğun bu güne sadece sensiz bir beni mi bıraktın?

Sancar CAN

Hangi zamana hangi mekana ait olduğumu bilmiyorum. Zamansızlık ve mekansızlık ağırlaştırırken ruhumu bir o kadar da hafifletiyor beni. Kim olduğum, ne olduğum ve ne olacağım öylesine anlamsız ki bu ucu bucağı görünmeyen karmaşık, gürültülü dünya içinde. Bir ses, bir nefes, bir gürültü, sıradan bir günah abidesi... Bizden geriye kalan; her şey ya da hiçbir şey... Bir gün dokunulabilecek mi bu dizelere gözler, kulaklar... Yoksa hep bir yabancı olarak mı kalacağız?

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu