EDEBİYATHEVES KORKMAZYAZARLAR

DENERKEN DAMARLARINDA BİR SERUMU, ÖLMEK AYIP OLUR MU?*

Yeni bir insanla tanışmak lüks oldu. Ya da yeni yerler görmek lüks. Ne çok ertelediğimiz şeyler varmış hayatımızda. Ne çok görmezden geldiğimiz arzularımız. Kaçımız, bizi anılarımızda sürükleyecek fotoğraf albümlerine bakmadık? Umarım seyahat etmeyi seviyorsunuzdur. Tabi ki sevmek yetmiyor. Fırsat buldukça dolaşmışsınızdır merak ettiğiniz yerleri. Sadece arkadaş toplantıları mı oldu kapalı mekanlarda, her yıl yapılan rutin kutlamalar mı var anılarınızda?

Sadece bende mi var acaba ürkek bir sincap gibi ağaç kovuğundan başını  uzatıp etrafa bakmak? İlk seste geri kaçmak güvenli deliğimize, evimize. İtiraf ediyorum, evet korkuyorum. Korkuyorum ama ölmekten değil.  Belirsizlikten. Neyle karşılaşacağımı bilememekten. (Bu arada korku iyidir, hayatta tutar).  Merak ediyorum bu berbat kötü hastalık çıktığından beri kaç kişi aşık oldu birisine.

Boynuma sarılma, gülüm.

                               Benden sana geçer ölüm.

                                                                               Bu gemi bir kara tabut.

(Nazım Hikmet)

Beş yıllık, on yıllık planlar yapabiliyor muyuz yaşamımıza dair? Ne kadar gerçekçi.  Hükümetlerin enflasyon hedefleri gibi. İş başvuru mülakatlarında sorarlar, 5 yıl sonra kendinizi nerede görüyorsunuz? Bilmiyorum.

Ama hiç umut yok mu? Var… Olmalı… Umut insanda.

Çiçek hastalığından dünya genelinde 200 milyondan fazla insan ölüyor. Hastalığının aşısını bulan Edward Jenner  hekim olarak görev yaptığı köyde, sığırlardan süt sağan kadınların bu hastalığı rahat atlattığını fark ediyor.  Ve sığır çiçek hastalığından bir aşı geliştiriyor. Aşıyı geliştirirken kasıtlı olarak çocuklara çiçek hastalığı bulaştırıyor. Aşının işe yarayıp yaramadığını anlamak için. Bu sayede insanlığı büyük bir hastalıktan kurtarıyor.

Denerken damarlarında bir serumu ölmek ayıp olur mu?

Evet bunu da yeneceğiz. Bize düşen burada doğru tarafta durmak. Okumak. Anlamak. Umut etmek. Ve gerekirse o serumu denemek damarlarımızda.  Öleceğiz belki vaktinden evvel. Ne kaybedeceğiz ki zaten. Bizden sonrakilere bir kapı aralamak varken…

* Nazım Hikmet’e ait bir dizedir.

Heves Korkmaz

Daha çocukluk yıllarında, Adana’da Sakıp Sabancı Kültür Merkezinde ansiklopedi okurken keşfettim içimdeki merak duygusunu. Sonrasında da hiç eksilmedi. Her zaman bir öğrenme isteği oldu içimde. Son zamanlarda Keman ve tenis dersleri alıyorum. Yarı Kürt, yarı Laz ve Yörük kültürü ile büyüdüm. Bu yüzdendir, hamsi, et ve sıkma vazgeçilmezlerim arasında. İçinde Roma, Paris, Budapeşte, Münih ve Zürih’in de olduğu yirmiye yakın Avrupa şehrini gezme fırsatı bulmuş şanslı azınlık içindeyim. Derler ya sizi en iyi anlatan çöpünüzdür. Ben de güzel insanlar ve anılar biriktiriyorum…

İlgili Makaleler

4 Yorum

  1. Çok güzel. Umut varsa gelecek vardır. Teşekkür ederim güzel dostum… sen yaz biz hep okuruz….

  2. Hayatımızı biz planladık bizim hayallerimiz vardı. Yaşamımızda attık özlemle anlattığınız hayallerimiz kalmadı bir anda puf uçtu birileri herşeyimizi çaldı. Herşey karanlığa gömülüyor ruhlarımız ölüme endeksli yaşamak zor.
    Hayatlarımız ipotekli ben diyorum ki yürek sesisimiz daim olsun. Herşeye inat inadına, inadına yaşamak kutlarım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu