MÜZİK

SEVGİLİ ATA’NIN ARDINDAN…

Değerli üstat Hasan Cihat Örter’le yaptığım söyleşi esnasında öğrendim Ata’nın yaşamını yitirdiğini. Üstat Hasan Cihat Örter, kim olduğundan emin olamadığım bir Ata’dan bahsetmiş, ölümüne çok üzüldüğünü dile getirmişti. “Bu hangi Ata acaba?” diye zihnimi eşeleyip dururken büyük bir şaşkınlıkla bu Ata’nın Salih Ata olduğunu öğrenmiştim. Salih Ata, sessiz sedasız göçüp gitmişti. Belki çok az kişinin tanıdığı bir isimdi Ata ama aslında her anlamda içi boşaltılmış günümüz dünyasında birçok kişiden çok daha değerli bir müzik adamıydı. Az bilinen şeyler, çok daha değerli oluyor sanırım ve ben gitgide bunu kanıksıyordum.

Duyduğum bu haberin üzerinden aylar geçmesine rağmen yeniden bir anda zihnimde canlanıverdi Ata’nın varlığı ve kulağımda bitmek bilmeyen bir Ata çığlığı. Bazen hep yaşayacakmışız gibi hissediyorum ama ölüm bir anda tüm soğukluğunu hissettiriyor. Bir bir kopup gidenlerle doluyordu yaşamımız.

Büyük beğeniyle dinlediğim, sesine hayran olduğum bir isimdi sevgili Salih Ata. İspanyol – Flamenko müziğine hissettiğim yakınlık onunla perçinleşmişti. Bu ölümü duymadan kısa süre önce de Sevgili Ata’nın Zerrin Özer’in programında seslendirdiği Gipsy Kings’e ait “No Volvere” şarkısını dinlemiştim günlerce. Salih Ata, adeta içine Gipsy Kings kaçan müthiş sesti benim için. Bir insan nerede nasıl yaşar? Bir zamanlar kanlı canlı bir şekilde hayatımızda olan insanların asıl mekanı bir karış toprak altı mı? İnsanın maddi bir varlık olmadığı aşikar değil mi? Ölüm, anıları da alıp götüremez ki… Anılarımızda yer alan kişiler ölmez ki…

Bazı insanların bu yaşama hiçbir şey bırakmadan çekip gittiğini düşününce Ata’nın sadece şarkılarında değil benim hayatımın bir köşesinde yaşadığını bilirken bunun ne kadar da anlamlı olduğunu hissediyorum iliklerime kadar. Bir şey üretmenin ne denli önemli olduğunu da duyumsuyorum şimdi. Ve Ata’nın benim için ölmediğini şarkılarıyla var olduğunu. Varlığının anılarımın bir parçası olduğunu. Ve bunların ne kadar değerli olduğunu görüyorum…

Bu ölüm, Ata’nın sesindeki hüznü benliğimde iyice kökleştirdi. Şu an Ata’nın “Aşksız Olmaz” şarkısını içimde derinleşen bir hüzünle tekrar tekrar dinliyorum. Saat 02.26. Sabaha kadar sürüp gidecek bir isyanı duyacağım onun sesiyle ve yalnızlığıma ortak olduğunu. Hayatın da değerliliği burada yatıyordu sanırım: Bir insanın hayatında değerli olmak, bir insanın hayatına anlam katmak ve bilinmez başka bir dünyaya çekip gitsen de seni sevgi ve özlemle yaşatmaya devam eden birilerinin var olduğunu bilmek. Diğer kalan her şey ne kadar da önemsizdi.

Sevgili Ata’yı sevgiyle anıyorum…

13.01.2022

02.45

Sancar CAN

Hangi zamana hangi mekana ait olduğumu bilmiyorum. Zamansızlık ve mekansızlık ağırlaştırırken ruhumu bir o kadar da hafifletiyor beni. Kim olduğum, ne olduğum ve ne olacağım öylesine anlamsız ki bu ucu bucağı görünmeyen karmaşık, gürültülü dünya içinde. Bir ses, bir nefes, bir gürültü, sıradan bir günah abidesi... Bizden geriye kalan; her şey ya da hiçbir şey... Bir gün dokunulabilecek mi bu dizelere gözler, kulaklar... Yoksa hep bir yabancı olarak mı kalacağız?

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu