SORU - CEVAP

SORU – CEVAP: “TAYLAN ONUR’LA CİNNET TOTEMİ ÜZERİNE…”

Taylan Onur’la Cinnet Totemi ve daha fazlası hakkında söyleşi
Umut Yalım

Taylan, merhaba. Nasılsın? Dip suyu gibi dip bir ritmin var yapıtlarında. Bundan, söz edebilir misin biraz?

Felaket gibiyim. Teşekkür ederim. Sizlerde iyisiniz umarım. Ritme değer veririm ama aksayan ritimlere. Aksak olanlara. Doğal felaketlerden bolca ilham alan biri olarak bunu şiirime bir öfke bulutuyla yansıtmaya çabalıyorum. Öfkem felaketlere değil, toplum denen tümörleredir. Bu sebeple okurunu merakla bekleyen eserler vermek yerine ortak bir öfke paydasında sevişilecek kişiler için yazmaktayım. Şiirlerim ve ritmim bir açıdan ‘bu bir yalnız değilsin yayınıdır’ der, diğer bir yandan ise savaş davulu görevi görür.

Bayağılaşmadan, sâhici ve hâkiki bir şiircen var. Bunu yakalamak epey bir çaba ve mesâi ister. Tam olarak ne zaman yakaladın bu dil’i ya da yakalandın bu dil’e?

Şiirlerimi şöyle güzelce bir masanın üzerinde, yazın serin, kışın sıcak, kaliteli kahveli, borçsuz dertsiz bir ortamda yazmam mümkün olmuyor. Eserleri çoğunlukla ateşler altında yazıyorum fakat dışarıdan görünen soğuk bir yaz oluyor. Sanırım hayatımın sadece inişleri var. Bunu bazen yavaşlatınca kendimi şanslı sayıyorum. Ve bu oluşan dil böylece derinlerde kendine yeni bir inziva bulmuş oluyor. Ve yapısı bozuluyor. Kendini aktarmak için icatlar yapması gerekiyor. Sanırım olan şey bu. Zorunlu bir mucitlik.

Deminki soruyla bağlantılı; “dili” yerine “dil’i” dedim. “Dil” derken, “Türkçe”den sözetmiyorum; şiircenden bâhsediyorum. Kimlerden ve nelerden beslenen bir şiircen var?

Etkilendiğim bazı filozoflar var. Birçoğunu okumakla beraber. Dünyada neler döndüğünden haberim var. Fakat şiirim beslenmekten ziyade aç bırakılarak açığa çıkıyor. Kendi şiirine zulmeden bir metot denebilir belki buna. İyi ya da kötü estetik bir koşul belirlemeden açlığın o hayatta kalma dürtüsü daha çok. Bu bir rol oynamazdan önce role girmek gibi belki ama bunlara dünyaya karşı bir silahlanma daha çok benim adıma. Şiirlerimde olan benim, ölen benim. Ve en düzenli hareketim kaostur.

Şu dize;kahraman olmamalıyım/ kimsenin kahraman olmasına da izin vermemeliyim özellikle beni çok etkiledi. Kanımca, Cinnet Totemi’nin özeti ve de günümüzün. Kökleri nedir bu düşüncenin?

Bir de, sıradan insanın bu yerküreye katacağı ne kaldı sence?

Kahraman kültürünün insanı suiistimal ettiğini düşünüyorum. Bunlar dokunabilir tanrılardır esasen. Medeniyetimiz doğayı istismar ediyor. Dünyaya bir şey katmaktan ziyade dünyadan bir şeyler eksiltmeli diye düşünüyorum. İhtiyacımız olmayan şeyler için borçlanıyoruz. Bu sebeple medeniyet karşıtıyım. Doğal felaketler yoldaşım oluyor bu sebeple.

“bir başınalık” ve “yalnızlık” kavramları hep meşgûl etmiştir beni. benimle yalnız yalnıza dövüşemezsin/ sadece teke tek dövüşebilirsin dizelerin beni yine bu iki kavrama yöneltti.

Cinnet Totemi’nde de, bu iki duygunun çarpışması okuyucuya dipten dipten veriliyor sankiyse. Sen ne düşünüyorsun bu konuda?

İnsanlara yalnızlığın cafcaflı böyle janjanlı, kımıl kımıl bir pakette sunulduğuna inanıyorum. Psikiyatrik ilaçların kullanımı yüzyılımızın ilk çeyreğinde geçtiği yüzyıla fark atmış durumda. Sistem kendi olmaya gayret eden her şeyi hasta ilan edip gözetime alıyor. Amacım birey olmakta gayret edenleri cesaretlendirmek. ve bizim çözülmemizi isteyen sisteme karşı bir defans. Anlat iyi gelecek, itiraf et, ağla rahatlarsın derken dünya özgüvenimizi rehin alır. Ve sikindirik bir diploma sayesinde karşında oturan kişi asla Albert Caraco okumamıştır. Saygı duymaktan uzak dururum bu sebeple sürekli. İnsanlar derinlerde vurgun yerlerse kendilerini hatırlarlar diye düşünüyorum.

Yapıtlarının yumuşak dokusundaki intihâr göndermesi özkıyımdan çok kesik’lerdeki gibi toplumsal bir kıyımı imliyor sankiyse.

Kişi, artık kıyımını toplum üzerinden mi hâllediyor sence?

Bana göre intihar politiktir. Ve silahsızlanmış bireyin merhametli bir terk edişi dünyayı. Fakat bugün bunlarda pazarlanıyor. Ortak dillerde dahi olsak bir anlamamazlık girişi var dünyamızda. Bu sebeple hangi hakikat anlatılsa komik oluyor. Bu biri bileklerini kestiğinde de böyledir. İnsanlara ilham olan bir şeydir intihar. Fakat ölmeleri için değil. Biraz hayat üzerine sorgulatıp sonra sabah 7’de kaldırıp işe gitmesini sağlamaktadır. Toplum dediğimiz şey artık birçok mikro tanrıdan oluşuyor. Maalesef ben her anlamda ateistim. Çok satar yoklukları var zamanımızın.

Cinnet Totemi, günümüz şiir savaşlarından yara bere alarak ve vererek başarıyla sağ sâlim çıkıyor. Peki, yapıtının geleceğini nasıl görüyorsun?

Şiir savaşları umurumda değil. Rockstar olmak isteyen varsa buyursun olsun. Ya da rapstar. Bir gün belki bir edebiyat tarihçisi kazarak bulacak eserlerimi. Geleceğe sadece bir ihtimal bırakıyorum. Ayrıca yara bere almıyor şiirlerim çünkü silahlı ve tehlikelidirler. Kalem ve kılıç arasındaki mutlak bağdır eserlerim. Eser ilk basılıp elime gelince şöyle demiştim. Bu sorunuza yanıt olur. ‘şimdi ne olacak, bu eser ölecek ve ölmeli.’

Benim gözümde yalnızca şâir değilsin; düşünür yanın da var. sence, yeteneği olmasına karşın, şiir yazmaması gereken kişinin özelliklerini nasıl açımlarsın?

Edebiyat mühendisliği yaparak ruhsuz ve yaşamsız birçok şiir ve şair var evet. Bence insanlar beklenti duyuyor. Şiir yazdım şair olmalıyım artık diyor. Sonra kadrajı genişleterek bir bakıyoruz. Bir sürü yayınevi 3-5 bin liraya şair üretiyor. Güzel kapaklar instagram paylaşımları, yalandan dümenden sağda solda övgüler derken iş boktan bir hal alıyor. Böyle yapmasınlar bence. Ya da yazmasınlar. Çünkü cinnet totemi’nden önce tam 10 yıl fanzin çıkarttım ve ücretsiz dağıttım yazılarımı, şiirlerimi. Bırakın yazdıklarınız kendi olasılığını örsün ona müdahale etmeyin. Başkalarından medet beklerken nasıl kendi eserlerine saygı duymaya devam edebilirsin ki. Hesapladım 13 kişi kitabımı çok beğendi. Bende bu dosyayı kapattım gitti işte.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu