DENEMEEDEBİYATSANCAR CANYAZARLAR

ÖĞRENDİĞİM HER ŞEYİ UNUTMAK İSTİYORUM.

Öğrendiğim her şeyi unutmak istiyorum. Basit ve sıradan şeylerden bahsetmiyorum. Bilen bilir, derinlikli şeylerin ne kadar can yakıcı olduğunu ve aslında yaşam akıp giderken bize öğretilen her şeyin yalanlar silsilesi olduğunu. Var mı imkanı, bize öğretilen her şeyi unutmanın?

Tanrım, hakikatte öğrenmemizi istediğin şeyleri biliyor muyuz, yaşamımızı istediğin hayat bu muydu? Gerçek, bu kadar gizemli olmak zorunda mıydı? Ellerimiz bu kadar kirli, gözlerimiz bu kadar sarhoş, kalplerimiz bu kadar irinli mi olmalıydı? Tanrım, yaşayabileceğimiz başka bir hayat var mıydı hapsolduğumuz bu günahkar dünyanın içinde?

İçimdeki saf ve kirlenmemiş duyguları, zihnimde beslediğim tüm düşünceleri bir kalemde yok etmek… Umut etmeyi, sevmeyi, iyi şeyler olsun diye çabalamayı, durmak bilmeden sabretmeyi… Kurmaya çalıştığım ne varsa her şeyi bir bir devirip kendimi yıkmayı… Her şeye rağmen yüzümden eksilmeyen tebessümü söküp atmayı.

Öğrendiğim her şeyi, düşünmeden parçalamak istiyorum bir çırpıda. Edindiğim tüm değerleri kendi elimle anlamsızlaştırmak, halihazırdaki yaşam değerleri tarafından dalga geçilen amaçlarımı, her şeye inat geleceğe dair bitmeyen inancımı, her şeye rağmen bu dünyanın bir gün yaşanmaya değer bir dünya haline dönüşeceği beklentimi, insanların karşılık beklemeden ve art niyetli olmadan birbirini sevebileceği umudumu… Bildiğim tüm güzel şeyleri daha az acı çekmek adına unutmak istiyorum. Tüm güzel şeyler, sadece benliğimin bir parçası mı olmalıydı?

Zamana ayak uyduramadım mı, ucube değerlerimle baş başa mı kaldım, yoksa bu dünyaya ait bir insan olamadım mı?

Umursamazlık, vurdumduymazlık, bencillik miydi öğrenmem gereken? Bunlar, bana nasıl çıkış yolu olabilir ki? Her şeyden uzaklaşıp, alıp başını gitmek mi çözüm? İnsan, kendini nereye görürebilir ki kendine sürgünken? Hiçbir zaman mevsimlere kayıtsız kalamadım oysa… Dallarım güneşe dönük, kanatlarım yağmura dayanıklı değil miydi?

Tanrım, her şeyin sorumlusu ben miydim?

Sancar CAN

Hangi zamana hangi mekana ait olduğumu bilmiyorum. Zamansızlık ve mekansızlık ağırlaştırırken ruhumu bir o kadar da hafifletiyor beni. Kim olduğum, ne olduğum ve ne olacağım öylesine anlamsız ki bu ucu bucağı görünmeyen karmaşık, gürültülü dünya içinde. Bir ses, bir nefes, bir gürültü, sıradan bir günah abidesi... Bizden geriye kalan; her şey ya da hiçbir şey... Bir gün dokunulabilecek mi bu dizelere gözler, kulaklar... Yoksa hep bir yabancı olarak mı kalacağız?

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu