SİNEMA

WONG KAR WAİ FİLMLERİ ÜZERİNE KISA BİR BAKIŞ

“YALNIZ İNSANLAR BİRBİRİNİ TANIR.”


Wong Kar Wai, 1958 doğumlu son dönem Çin sinemasının farklı yüzü. 1988 yılında başladığı sinema yolculuğuna Chungking Ekspresi, Happy Together, Fallen Angels, In the Mood for Love, 2046 gibi başarılı filmlerle devam ettiren Wai, klasik film anlayışından farklı olarak kendine özgü bir anlayış geliştirmeyi başarmıştır.

Wong Kar Wai filmleri hayatın sıradanlığı, gelişigüzelliği, basitliği, plansızlığı üzerine anlatılardan oluşuyor. İnsanın gündelik hayatını sunarken aşk ve ayrılık ve bu ikilem üzerindeki çatışmayı aktarıyor. Fedakarlık yapan içten içe acı çeken aslında neden fedakarlık yaptığını bilmeyen aptal aşıkları da anlatıyor. Örneğin Happy Together’daki baş karakter.

Karakterlerin çoğu anormal bireyler, dış dünyaya olan bağları zayıf, daha doğrusu Wai, kişilerin dış dünya ile bağını bir tarafa bırakıp tamamen asıl karakterlerine odaklanıp onlar arasındaki ilişkiye odaklanıyor. Karakterlerin hepsinde çocuksu bir yön dikkat çekiyor. Hepsinin belli bir ideali hiçbir amacı yok. Fallen Angels’daki genç çocuk ya da Chungkink Ekspresi’ndeki kısa saçlı kız.

Film çekimleri hemen hemen aynı. Kendine özgü bir aktarımı da var. Karanlık ortamlar, karanlık bir çekim. Filmlerdeki müzikler oldukça etkileyici. İlk filmindeki Forget Him şarkısı olağanüstü.

Wai filmlerini izlemeden önyargılarınızı bir kenara bırakıp sabırlı olmanız oldukça önemli. Öyle çok büyük içerikler, çok büyük olaylar beklemeniz de doğru olmayacak. Wai senaryolarını sunarken sürrealistlerin otomatik yazı stilini örnekler bir hava sergiler. Sürrealistler, nasıl plansız bir şekilde aklına gelenleri ardı ardına sıralıyorsa Wai de olayları gündelik hayatımızda ne olunacağını bilmeden ve bunu apaçık hissettirerek sergiliyor. Daldan dala atlayan, olayları ansızın bitirip çok farklı olaylar başlatan bir senaryo ile karşılıyor bizi. Kamerayı alıp eline bir senaryo planlamadan film çekmiş izlenimini veriyor ki bunu kasıtlı yaptığını söyleyebiliriz.

Wai filmlerinde bence asıl mevzu insanın ne istediğini bilmemesi. Bu her şey için geçerli. Aşkta, ayrılıkta… İnsanı tüketen bu aslında. Özetle, farklı dünyaların kapılarını aralamak istiyorsanız Wai filmlerini izlemeniz tavsiye edilir.

Sancar CAN

Hangi zamana hangi mekana ait olduğumu bilmiyorum. Zamansızlık ve mekansızlık ağırlaştırırken ruhumu bir o kadar da hafifletiyor beni. Kim olduğum, ne olduğum ve ne olacağım öylesine anlamsız ki bu ucu bucağı görünmeyen karmaşık, gürültülü dünya içinde. Bir ses, bir nefes, bir gürültü, sıradan bir günah abidesi... Bizden geriye kalan; her şey ya da hiçbir şey... Bir gün dokunulabilecek mi bu dizelere gözler, kulaklar... Yoksa hep bir yabancı olarak mı kalacağız?

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu