EDEBİYATSANCAR CANŞİİRYAZARLAR

MUTLU BİR DÜŞÜN İÇİNDE KAYBOLMAK

Not: Bu şiir bir ithaftır..


En büyük arzum oldu artık,
bir düşün içinde kaybolmak.
Gerçek, saklarken en acılı yerlerini benliğimde
Saplarken durmadan mahzun bir kaderi ruhuma
Ve ben inatla çırpınırken bu karmaşada
Bir düşe sığınmaktan öte ne yapabilirdim ki?
Ben yürürken yalınayak kalbimin düşünde
Daha başka nasıl mutlu olabilirdim?


Düşüm, düşlerim,
bana artık her şeyden daha gerçekmiş gibi gelmiyor muydu?
Heyhat! Gerçek mi!?
O, ötekiler tarafından uydurulmuş
koca bir ucube değil miydi,
bizi boğup duran, kendimize yabancı kılan?
Birbirimize varlığımızla umut olacakken aramıza giren
acımasız bir canavar değil miydi?
Peki, bizim kendi gerçeğimizi
yaratacak gücümüz var mıydı?
Yoksa, bu gürültülü, kalpsiz hayatın içinde
yitip gidecek miydik?
Ben, “Hayatın içinde kaybolsan da seni bulacağım”.
Hayatın içinde kaybolsan da seni bulacağım.
Düşlerim, durmadan bu kader cümlesi için ant içerken
bu tutunmayı yalnızca ben mi olurlayacaktım?

Düş, düşlerim…
Düşlerim olmasa,
gerçeğin acısını içimde hangi aldanışla dindirilebilirdim?
Aldanış, kara bir leke gibi sürgün dünyamız olmadı mı?
Kabullenemediğimiz bir beni taşırken alnımızda
O kadar ürkek ve çocuksuyduk ki…
Dünyanın tüm yükü üzerimizde gibi değil miydi?
Ve buna hiç inanmasak da acımız için
farklı bahaneler arayıp durmadık mı?
Hep çaresiz hissettik çünkü.
Çaresiz ve yalnız ve bu duygular sağanağında
dünyanın en mutsuz kalpleri…
Neden bu yazgıyla barışmayı denemedik ki?
Hep birbirini bekleyen iki acemi çocuk mu olarak kalmalı
birbirini bulsa da bu mutsuzluğa alışan ve hep korkan.

“Korkma” desen bana, “Korkma,” desen bu düşte
o zaman yazılmış tüm dizelerim sahibini bulmayacak mı?
BULACAK…
Ya da ben sana “Korkma” desem.
Tüm ikilemler, belirsizlikler yok olacak mıydı?
YOK OLACAK MI?

Korkmuyorum sana benliğimi göstermekten,
Bir düş, bir düş değilsin sen…
Dünyanın tüm düşlerinde
benimle çoğalan kayboluşlarımsın.

Sancar CAN

Hangi zamana hangi mekana ait olduğumu bilmiyorum. Zamansızlık ve mekansızlık ağırlaştırırken ruhumu bir o kadar da hafifletiyor beni. Kim olduğum, ne olduğum ve ne olacağım öylesine anlamsız ki bu ucu bucağı görünmeyen karmaşık, gürültülü dünya içinde. Bir ses, bir nefes, bir gürültü, sıradan bir günah abidesi... Bizden geriye kalan; her şey ya da hiçbir şey... Bir gün dokunulabilecek mi bu dizelere gözler, kulaklar... Yoksa hep bir yabancı olarak mı kalacağız?

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu