EDEBİYAT

BİR YAŞAMI YAŞADIĞINI VAR SANMAK…


Her şeyin sonundaymışım gibi,
tükenip gidiyorum
tüm öksüz ve başıboş sözcüklerimle birlikte.
Kendimle birlikte taşıdığım başka
hiçbir şeyim yok,
sadece bu dizeler,
ve sadece bu yorgun gecelerle aydınlanan bir ben…
Tüm mutsuz sözcükleri çıkarıp atmaya ant içmiş biri gibi
bir tuzak olup yokluğumu doluyorum bu satırlara.
Hiç var olmamış olsam
ve bir daha hiç mutsuzluğu anmasam…
Şu etten kemikten bedenimle
bir anda sessiz, soğuk ve yalnız gecenin içinde
öylesine yitip gitsem…
Bir an’da üflenen ruhum yine aynı an’ın içinde
dağılıp yok olsa.
Benden geriye hiçbir şey ama hiçbir şey kalmasa
İçimde acı bir kahkaha…
Var olduğunu düşleyen birinin kahkahası…

Var etmeye çalıştığım her ne varsa
eğreti bir heyula gibi dolaşıyor baş ucumda.
Bir solukta bitiyor benim olduğunu düşündüğüm ne varsa.

Aslında yaşadığım,
ezik bir var olduğunu sanma duygusundan
başka bir şey değil.
O kadar acı verici ki var olduğunu sanma duygusu…
Bir sevgiyi var sanmak,
Bir sevgiyi yaşadığını sanmak,
Bir yaşamı yaşadığını var sanmak…
Zihnim tüm kurgularının içinde
belki de bulunamayacak bir gerçeği arıyor
ya da kabullenemediği bir gerçeği.
Bu gerçek, beni kaçınılmaz bir sona sürüklüyor
ve ben düşündükçe bu sonu
kendimi kandırdığımı bildiğim
bir oyunun içinde kalakalıyorum.
Kendimi böylesine acınası görmek…
Eğer tüm gerçekler zaten bir gün kabullenilecekse
gerçeklerle neden savaşıp duruyordum?
Yoksa çözemediğim bir gerçek mi var
ensemde dönüp dolaşan?
Biliyorum, çığlığım sabaha ulaşmayacak
Tam şu anda gözyaşlarım karışacak bu çılgın geceye.
Bu satırlarla günbegün kusarken acıları
durmadan tartarken kayboluşumu
şiir mi yazdığım sanılıyordu?
Yalnızca bu kör ve dilsiz gecelerim şahit.
Her nefes alışımda
derinlikli bir acı örseliyor
kaybolan benliğimi.
Belki de kapılıp gittiğim bir rüzgarda
bir son yaşadığımı sanırken
bir başlangıcım bile yoktu.
Aslında neyin bir başlangıcı vardı ki
sonu da olsun…
Yine de tutunmak istiyordum bir şeylere,
Bir umudum olsun istiyordum.
Tüm sözcüklerim
bir sevinç dağıtsın istiyordum
Ama öylesine yorulmuştum ki,
Ve öylesine perişandım ki…
Bir yaşamı yaşadığını var saymak…
Ben sadece bu çıkmazı yaşıyordum.

Sancar CAN

Hangi zamana hangi mekana ait olduğumu bilmiyorum. Zamansızlık ve mekansızlık ağırlaştırırken ruhumu bir o kadar da hafifletiyor beni. Kim olduğum, ne olduğum ve ne olacağım öylesine anlamsız ki bu ucu bucağı görünmeyen karmaşık, gürültülü dünya içinde. Bir ses, bir nefes, bir gürültü, sıradan bir günah abidesi... Bizden geriye kalan; her şey ya da hiçbir şey... Bir gün dokunulabilecek mi bu dizelere gözler, kulaklar... Yoksa hep bir yabancı olarak mı kalacağız?

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu