DENEMEEDEBİYATSANCAR CANYAZARLAR

KAYBOLMAYACAK ZAMANA ADANMIŞ BİR MEKTUP…

14 Ağustos 2022
Saat 02.23

Uyuyamadığım bir gecenin koynunda kalbim büyük bir üzüntü içindeyken yazıyorum bu satırları sana. Şimdiye kadar olamadığım en yalın ve en açık cümlelerimle içimdekileri anlatmaya çalışacağım. Bunu becerebileceğimi ümit ediyorum.

Hiçbir üzüntümün sebebi sen değilsin. Öncelikle bunu söylemek istiyorum. Omuzlarında kaldıramayacağın bir yükü taşıdığını ve ne yapacağın konusunda bocalayıp durduğunu görüyorum. Bana ne hissettiğini, ne düşündüğünü, iç dünyanda nelerle savaştığını bunları anlatamadığını da biliyorum. Anlatamadıklarının, anlattıklarından çok daha fazla olduğunu sezinliyorum. Ve anlatamadıklarının da sandığından daha fazlasının farkında olduğumu bilmeni istiyorum. Ama anlatamadığın şeyleri öngörü haline getirip sana dile getirmemin bir önemi yok, anlatmak istemediğin ya da anlatmaktan kaçtığın şeyleri ancak sen anlattığında bir anlamı olacak çünkü.

Hiçbir şey için ne sana kızıyor ne de seni suçluyorum. Çünkü seni düşündüğünden daha fazla anlıyorum. Son zamanlarda hayatının en büyük gelgitini yaşadığını hissediyorum. Bu gelgitin daha çok bana söyleyemediğin belki kendine bile itiraf edemediğin duygu dünyanla alakalı olduğunu düşünüyorum. Elbette söyleyebildiğin bazı şeyler var ama asıl sebepler nedense hep gizli kalıyor. İnsan, en büyük acılarını hep kendine saklar, anlatmak ister ama anlatamaz. Niye böyle bilmiyorum, cesaretsizlikten mi, karşısındaki kaybetmek istemediğinden mi, yanlış anlaşılmaktan çekindiği için mi? Her neyse sebep ama ortada büyük bir acının olduğu hakikat… Bunu her ne kadar istemesem de ben de yapmak zorunda olduğum için biliyorum. Bir keresinde hstırlarsan sen anlatmazsan ben sana nasıl anlatabilirim demiştim. Oysa ben sana karşı hiçbir acımı hiçbir duygumu gizlemek istemedim. Yazdığım şiirleri tekrar tekrar okuduğumda aslında tüm duygu dünyamı önüne serdiğimi görüyor, neler hissettiğimi büyük bir incelikle ve açık yüreklilikle anlatabildiğimin şaşkınlığıyla savruluyorum. Üzülmemek için onları okumaktan bile uzak duruyorum şimdi, ne acı ki… Belki de tam anlamıyla anlamadığın ya da anlamaktan kaçtığın derin üzüntülerimin birer yansımasıydı her biri.

Zaman zaman içine düştüğün kafa karışıklığının ya da kararsızlığının her neyse yaşadığın bu gelgitin adı, seni büyük bir mutsuzluğa ittiğinin farkında olmamak imkânsız ve bunu görmezden gelmenin de bir yararı yok. Mutsuz olmana dayanamıyorum çünkü…

Bu gelgiti tetikleyen ne, tam olarak bilmiyorum ama bunda dolaylı olsa da benim varlığımın bir etkisi olduğuna eminim. Dışarıdaki hayat bizim içimizdeki hayattan çok farklı. Yaşadığın karmaşa iki hayat arasındaki uyuşmazlıktan kaynaklanıyor olsa gerek. Ve senin dışarıdaki hayata uyum sağlamayı içindeki hayatı yaşamaktan daha çok önemsediğin de apaçık ortada. Belki de içindeki hayatı yaşayacak gücün yok. Hiçbir şey için seni suçlayamam. Hayat ve bu hayatın var ettiği gerçekler kendi gerçeğimizi yaşamımızı o kadar zorlaştırıyor ki. Ve senin ne kadar zorlandığını tüm ruhumla görüyorum ve bundan dolayı çok üzgünüm ve hiçbir şey yapmamaktan ötürü çok çaresizim.

Varlığım, bu dünyanın gerçeklerinden çok farklı, biliyorum bunu. Benim varlığımın sende bir ikilem yarattığını da görüyorum. İçindeki hayatı yaşamayı tetikleyen bir ben var belki de içinde. Kendinden kaçtığın bir ben. Sana göre dışarıdaki hayatı yaşamak dışarıdaki hayatın rollerine bürünmek daha makul olan. Ya da şu yaşına kadar sana öğretilen buydu hep ve ben de tek başıma sana öğretilen gerçeklerle ne kadar savaşabilirim ki. Belki de beni kaybetmemek için yaşadığın gelgitin sebeplerinden birinin ben olduğumu söyleyemiyorsun bana. Bu da biliyorum ki yaşadığın başka bir karmaşa. Ama ben görüyorum ve hissediyorum bunları. Keşke her şeyi açıkça anlatabilsen… Bundan ötürü sana zarar verdiğimi hissediyorum artık. Ve ben buna katlanamıyorum. Sana olan sevgim evet çok büyük, bunu sana asla söylemekten çekinmedim, insan sevdiğini neden söylemesin ki… Ama sana zarar vermek, mutsuzluğunun ufacık da olsa bir parçası olmak benim mukavemet göstereceğim bir şey olamaz.

Bu dünya için çok garip olduğumu hatta fazlalık olduğumu da çok söyledim sana. Ne acıdır ki bu hayatın gerçekleri beni de sana fazlalık ya da garip kılıyor. İstemesen de buna maruz kaldığını (örneğin çevrendeki insanların söylemleri, tavırları) söylemen ve benim hem bu söylemlere hem de senin bunlar karşısında üzülmene üzülmem ve de benim buna sebebiyet vermem… bu durumları olur olmaz her anımda hatırlamak çok üzücü.


Son zamanlarda sanki senin için daha çok bir kaçış oldum ve ara ara bana hissettirdiğin bu benden kaçışlarının da bu gelgitlere bağlı olduğu aşikar. Benden mi ya da içindeki hayattan mı kaçıyorsun, bunu bilmiyorum. Kendine çıkış yolları aramak için bana yansıtmamaya çalıştığın ya da söylemek istemediğin bazı şeyler denediğini görüyorum. Bu yapay tercihler de kafanı karıştırmıyor mu sence? Bu süreçte kendinle boğuşurken ben seni mutlu etmek için elimden geleni yapıyorum ama bunlar sana geçici mutluluk vermekten öte bir şey değil. Hal böyleyken ne sebeple olursa olsun yanımda senin mutsuz olduğunu görmek beni yıpratıyor ve baş edemeyeceğim bir savaşa dönüşüyor benliğimde. Ama ben hiçbir zaman kaçmadım. Kaçışların en büyük kayboluşlara yol açtığını gördüm çünkü.

Nihayetinde büyük bir mutsuzluk, yorgunluk ve tükeniş içindeyken ve ne yapacağımı bilemezken benim için çok büyük bir acı da olsa çok zorlanacağımı bilsem de tek bir seçeneğim varmış gibi geliyor. Ama bu seçeneğin önünde varlığın ve sevginle kocaman bir engel olmana öylesine ihtiyacım var ki… Ama bilmeni isterim ki bu seçenek, sence de bir çözümse senin mutluluğun benim için her şeyden daha önemli olacak… Ve ben sen ne kadar farkındasın bilmiyorum ama bu seçeneğe doğru sürükleniyorum. Ve sürüklendiğim bu seçenek beni çürütüp yok ediyor.

Sancar CAN

Hangi zamana hangi mekana ait olduğumu bilmiyorum. Zamansızlık ve mekansızlık ağırlaştırırken ruhumu bir o kadar da hafifletiyor beni. Kim olduğum, ne olduğum ve ne olacağım öylesine anlamsız ki bu ucu bucağı görünmeyen karmaşık, gürültülü dünya içinde. Bir ses, bir nefes, bir gürültü, sıradan bir günah abidesi... Bizden geriye kalan; her şey ya da hiçbir şey... Bir gün dokunulabilecek mi bu dizelere gözler, kulaklar... Yoksa hep bir yabancı olarak mı kalacağız?

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu